Göz nezlesi olarak da bilinen konjonktivitin hem koronavirüsünün yol açtığı hastalığın ilk belirtisi hem de sonradan gelişen bir bulgu olduğunu söyleyen retina cerrahı Müge Kesen özellikle Çin'de yayınlanan son raporlar doğrultusunda sadece göz bulguları gösteren hastaların olduğuna dikkati çekiyor

Enfeksiyon kaynaklı bir göz hastalığı olan konjonktivit, gözün en dış tabakası ve göz kapaklarının iç yüzeyini saran zarın iltihaplanması olarak tanımlanıyor. Özellikle viral, bakteriyel, bazen de alerjik bir tepki sonucu oluşan konjonktivit, halk arasında göz nezlesi olarak biliniyor. Sık görülen ama çok önemsenmeyen bu hastalık koronavirüsüyle birlikte yeniden sorgulanmaya başladı çünkü koronavirüsü, solunum sisteminin yanı sıra, göz tutulumu yapabiliyor hatta ilk bulgular gözde olabiliyor.

İlk şüpheli vakaları teşhis edip, bildiren, kendisi de enfekte olup hayatını kaybeden Li Venliang'ın da göz doktoru olduğu düşünülürse, bu dönemde göz sağlığına ve hijyenine daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Konjonktivitin hem koronavirüsünün neden olduğu hastalığın ilk belirtisi, hem de sonradan gelişen bir bulgu olduğunu söyleyen retina cerrahı Doktor Müge Kesen, son birkaç ayda, özellikle Çin'de yayınlanan raporlar doğrultusunda sadece göz bulguları gösteren hastaların olduğunu dile getiriyor. Kesen, bu hastaların ilk bulgulardan birkaç gün sonra, genel solunum sistemi bulguları da gösterebildiklerini belirtiyor.

Müge Kesen, ''Özellikle bu tür pandemi zamanlarında viral olabileceğini düşündüğünüz herhangi bir bulgunun, Covid’le ilgili olduğu yaklaşımı muhtemelen en sağlıklı ve en güvenli yaklaşım olacaktır. Tabii o yüzden biz pembe göz nedeniyle bize müracaat eden hastalarda Covid ihtimalini yüksek sıralarda tutuyoruz”diye konuştu.

Kesen'e göre bu süreçte, gözle doğrudan temas gerektiren kontakt lens kullanımı da önemli bir risk faktörü.

‘‘Eğer uygun hijyen şartları kullanılabiliyor, devam ettirilebiliyorsa kontakt lens kullanımının herhangi bir mutlak kontrendikasyonu yok açıkçası ama böyle bir zamanda özellikle kontamine yüzeylere elle dokunmanın, o elin daha sonra göze gitmesinin ihtimali çok yüksek’’ diyen Kesen, kontakt lensin genel olarak kuruluğa neden olması ve gözü kaşıma isteği uyandırmasının da bir diğer etken olduğunu söylüyor ve ‘’Eğer mümkünse gözlük böyle bir zamanda çok daha sağlıklı ve çok daha güvenli bir yaklaşım olacak. Ayrıca gözlük her ne kadar yüzde yüz koruma sağlamasa da yine de kontakt lense göre daha koruyucu bir bariyer, bir üçüncü neden de bu olur’’ diye de devam ediyor.

Salgının yayılmasını önlemek için alınan önlemler çerçevesinde zamanın çoğunu evde geçirdiğimiz bugünlerde okuma ve dijital cihaz kullanımının artması ile gözlerin yorulduğunu, gözler yoruldukça da ellerin gözle temasının arttığını söyleyen Müge Kesen, ‘‘Hepimiz şu an evdeyiz, dijital medya inanılmaz bir bilgi kaynağı tabii. Dolayısıyla hem ekran zamanımız çok çok artmış durumda, bir de evden çalışma söz konusu olduğu için bilgisayar karşısında geçirdiğimiz süre de artmış durumda. Tabii bunlar gözü yorucu eylemler, aktiviteler, bu konuda yapılacak olan şeyler birkaç şekilde modifiye edilebilir. En azından gözün yorulmasını minimalize edebilmek için, onlardan bir tanesi bizim çok da farkında olmasak bile çok sık yaptığımız bir şeydir. Dijital ekrana baktığımız zaman çok daha az göz kırpmamız, bu gözlerde kuruluğa neden oluyor. Bunu hatırlamamak mümkün olmayabiliyor işte kontakt lens kullanımı ile ilgili problemlerden bir tanesi de bu göz kuruluğu bunu azaltabilmek için mümkün olduğu kadar hatırlandığında gözler kırpılabilir. Suni gözyaşı kullanılabilir. Bunlar reçete gerektirmeyen şeyler, koruyucu içermeyen versiyonları tavsiye ediyoruz daha çok. Süre kısaltılabilir. 20-20-20 diye bir kuralımız var bizim gözcülerin hastalara söylediğimiz;, her 20 dakikada bir 20 saniyelik 20 feet uzaklıkta bir cisme bakmanız, bunun da nedeni şu; çok farkında olmasak da gözün yakın mesafedeki bir şeye odaklanmak için harcadığı çaba, uzaktaki bir şeyi izlemek için harcadığı çabadan çok daha fazla. Dolayısıyla bu ekrana bakarken her 20 ya da 30 dakikada bir teneffüs vermek gözün yorulmasını azaltacaktır. Bir de bu arada son birkaç sene içerisinde özellikle mavi ışık filtreleri çıktı bilgisayar ekranları için. Sonra açı da önemli aslında, düşünürsek mesela kitap ya da gazete okurken normalde biz o okuduğumuz şeyi göz seviyesinin altında tutarız. Mesafe de önemli, açı da önemli. Eğer mümkünse okuduğumuz şeyin mümkün olduğu kadar göz seviyesinin altında tutulması ile gözü daha az yoracak olan faktörlerden bir tanesidir’’ diye uyarıyor.

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir.

Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)



Facebook Yorumları